Andırın Postası
Andırın'da
5 Günlük
Hava Durumu
ANDIRIN
Andırın Postası

Andırın Postası
  • Cumhuriyet Bayramı büyük  bir coşkuyla kutlandı
    Cumhuriyet Bayramı büyük bir coşkuyla kutlandı
  • Büyük Önder Atatürk törenlerle anılacak
    Büyük Önder Atatürk törenlerle anılacak
  • Yeşilova’da mandalina  hasadı başladı
    Yeşilova’da mandalina hasadı başladı
  • Cumhuriyet Halk Partisi yeni parti binasının açılışını yaptı
    Cumhuriyet Halk Partisi yeni parti binasının açılı
  • Yeşildağ Spor deplasmanda farklı kazandı
    Yeşildağ Spor deplasmanda farklı kazandı
  • “Gücümüzü Milletten Alıyoruz”
    “Gücümüzü Milletten Alıyoruz”
  • “Hedefimiz Tarihi Dokuyu Ortaya Çıkarmak”
    “Hedefimiz Tarihi Dokuyu Ortaya Çıkarmak”
  • Kahramanmaraş’ta  metruk binalar yıkılıyor
    Kahramanmaraş’ta metruk binalar yıkılıyor
  • Üreticimize desteğimiz artarak sürecek
    Üreticimize desteğimiz artarak sürecek
  • Büyükşehir Çiftçinin Yanında
    Büyükşehir Çiftçinin Yanında
TAŞRADA MERKEZ OLMAYI BAŞARMIŞ BİR DERGİ: “İKİNDİ YAZILARI”
TAŞRADA MERKEZ OLMAYI BAŞARMIŞ BİR DERGİ: “İKİNDİ YAZILARI”
Edebiyat ve kültür dünyamızda kendine has şair ve yazarları yetiştiren dergiler olmuştur. Bu dergiler arasında yer alan, her yönüyle şahsına münhasır bir dergi olarak kültür-sanat dünyamıza bir döneme damgasını vurmuş...
22 Ekim 2019 16:37
Font1 Font2 Font3 Font4
ss
Andırın Postası

Mevlana_İdris-8 Mevlana_İdris-25 ikindi_kapak BASIN HAYATI

Edebiyat ve kültür dünyamızda kendine has şair ve yazarları yetiştiren dergiler olmuştur. Bu dergiler arasında yer alan, her yönüyle şahsına münhasır bir dergi olarak kültür-sanat dünyamıza bir döneme damgasını vurmuş “İkindi Yazıları”, taşrada yayınlanmasına rağmen merkez olmayı başarmış bir dergi olmuştur.

Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde Andırın Postası gazetesinin sanat eki olarak yayın hayatına başlayan İkindi Yazıları dergisi, bulunduğu ilin çok ötesine geçerek, edebiyat dünyasında bir okul görevi görmüştür. 1984 – 1994 yılları arasında yayın hayatını kesintisiz bir şekilde sürdüren İkindi Yazıları, kendi edebiyat serüveni içerisinde bugün hepimizin yakından tanıdığı ve bildiği edebiyatımızda veya basınımızda önemli isimlerin ortaya çıkıp filizlendiği bir zemin hazırlamıştır. Bu isimler arasında yer almış, edebiyat dünyamızın önemli isimlerinden biri olmuş “Mevlana İdris” İkindi Yazıları dergisinin serüvenini Basın Hayatı’na anlattı.

İkindi Yazıları’nın sahibi ve yöneticisi merhum Nedim Ali yani diğer ismiyle Mehmet Ali Zengin benim abimdi. İkindi Yazıları ve Nedim Ali birçok şeyi içerdiği için hakkında konuşmak benim açımdan biraz müşkil. Nedim Ali öncelikle bir şairdi. Kendisine mahsus bir dergi olan İkindi Yazıları’ndan önce Nedim Ali’nin başka bir dergi denemesi de oldu. İkindi Yazıları’ndan önce Kahramanmaraş’ta Feramuz Aydoğan ile birlikte “Esra Yazıları” isimli bir dergi çıkarttı. Bu teşebbüsten sonra Nedim Ali askere gitti. Vatani görevini tamamladıktan sonra Andırın’da Sanat Matbaasını kurdu ve aradan çok geçmeden Andırın Postası ismiyle haftalık yerel bir gazete çıkarmaya başladı. Bana da bu gazetede başyazarlık teklif etti. Bu teklif üzerine ben de Nedim Ali’den ilginç bir talepte bulundum. Liseyi yeni bitirmiş ve üniversite eğitimine İstanbul Hukuk Fakültesinde başlamış bir talebeydim. O zamanlarda İsmet Özel “Cuma Mektupları”nı yazıyordu. Hadsizliğime bakın ki Nedim Ali’den İsmet Özel’in yazılarından aldığı telifin aynısını istedim. O da bu teklifimi kabul etti ve ben de bu vesileyle yazmaya başladım. Gazetede “Çerçeve” ismini verdiğim bir köşede denemeler yazıyordum. Yani bu vesileyle profesyonel(!) olarak yazı hayatına başlamış oldum. Nedim Ali hem şair hem de Edebiyat dergisinin sıkı bir takipçisi olduğu için Andırın Postası’nın içeriğinde diğer yerel gazetelerden farklı olarak edebiyat sayfasına yer verirdi. Ancak müstakil olarak kültür-sanat ve edebiyat dergisinin çıkmasını hızlandıran gelişme Kâmil Aydoğan’ın Andırın’a imam olarak gelmesiyle oldu. Kâmil Aydoğan Edebiyat dergisinin yazarlarından biriydi ve Kasaba Yazıları başlığı altında yazılar kaleme alıyordu. Nedim Ali, yolları kesişen Kamil Aydoğan ile birlikte bir derginin çıkartılmasını kararlaştırdı. Ancak, Kâmil Aydoğan İkindi Yazıları dergisinde müstear isimle yer aldı.

Kendisine Özgü Bir Dergi Olarak Heyecanını ve İçtenliğini Ömür Boyu Sürdürdü

Nedim Ali ve Kâmil Aydoğan muhtelif isim denemelerinden sonra derginin isminin İkindi Yazıları olması yönünde karara vardı. Böylece, İkindi Yazıları bir çok dergi gibi kendisine özgü, müstakil bir dergi olarak doğdu. Öncesinde İkindi Yazıları Andırın Postası gazetesinin sanat eki olarak yayınlandı.

İkindi Yazıları ismi sadece zamansal bir kavram olmamakla birlikte, vakit algısıyla ilgilidir. Bizim de kültürümüzde olumlu çağrışımlarla yer alan  “İkindi” vaktiyle ilgili bir şey. Andırın’da bu dergiyi duyup “bu dergi ikindi vakti mi basılıyor?” diye sorulara da muhatap olmuş bir dergidir İkindi Yazıları. Fakat, az önce de bahsettiğim gibi “İkindi” bizim geleneğimizde günün bir vaktidir, daha doğrusu günde beş defa kılınan namazın vakitlerinden biridir. Kültürümüzde “İkindi”nin çağrışımları hiçbir zaman negatif yönde olmamıştır. Biliyorsunuz ‘İkindi’ aynı zamanda insan yaşamının olgunlaştığı, kemale erdiği zamanlarla özdeşleştirilir. İkindi Yazıları taşıdığı anlamla örtüşecek bir biçimde içinde ham duygular taşımayan, ekabir olmayan, sade ışığın sizi rahatsız etmediği bir zaman parçasında biraz demlenmiş yazıların yayınlandığı bir dergi olmuştur. Şimdi düşünüyorum derginin ismi ‘Akşam Yazıları’, ‘Sabah Yazıları’ veya ‘Öğle Yazıları’ olsaydı asla bu etkiyi vermeyecekti.

İkindi Yazıları çok eski bir matbaa makinasında basılıyordu. Onu başka dergilerden o zaman bile ayıran unsurlardan birisi de baskı tekniğiydi. Kumpasa tek tek kurşun harflerle dizilirdi. Sayfa mizanpajı yapılır ve her sayfa tek tek basılırdı. Asla seri bir üretimle basılamamıştır. İkindi Yazıları kendi döneminde harf kasalarından tek tek kurşun harflerin alınarak kumpasa dizildiği ender yayın organlarından biri oldu. Bir de aynı matbaada gazete basılıyordu. Gazetenin basımı, yani 4 sayfanın basımı haftanın 4 gününü alıyor, arta kalan boşlukta İkindi Yazıları’nın sayfaları yine tek tek basılıyordu. Bu sebeple İkindi Yazıları’ndaki dört sayfanın basımı bir ay sürüyordu. Yarım gazete boyutunda sarı kâğıda basılıyordu. Sanat Matbaası adeta sürekli kalıpların yapıldığı, harflerin dizildiği ve her gün tek bir sayfanın basılabildiği yer olmuştu. İkindi Yazıları’nda tashih özel ihtimam gösterilen bir alandı. Tek bir harfin bile tashihli olmamasına azâmi dikkat sarfedilirdi.

İkindi Yazıları böyle bir ortamda çıkıyordu. O dönemin şartları öyleydi. Bugünden baktığımızda bir imkânsızlıklar dergisiydi.

İkindi Yazıları’nın tuhaf bir yanı daha vardı. O da şuydu: ‘Okur o dergiye ulaşamıyordu. Dergi okura ulaşıyordu ve dergi okurunu seçiyordu’ İkindi Yazıları titizlikle tespit edilen isimlere, önerilen isimlere, referans verilen isimlere gönderiliyordu. Dergi hiçbir şekilde para karşılığında satılmıyordu. Dergi ile okur arasında sık sık mektuplaşmalar oluyordu.

Merkez-Taşra İlişkisini İlk Defa Bir Dergi Tersine Çevirdi

İkindi Yazıları’nın yayınlanmaya başladığı 1980’li yıllarda şöyle bir atmosfer vardı: ‘12 Eylül darbesinin gölgesi hafiflemiş ama grilik henüz sonlanmamıştı. 1983’te Diriliş dergisi kapanmıştı. 1984’te Nuri Pakdil’in Edebiyat dergisi yayınını durdurmuştu. İkindi Yazıları böyle bir sessizlik ortamında çıktı.Belki onun etkisi belki de taşıdığı içtenlikle çok sevildi ve merkez-taşra ilişkisini belki de ilk defa bir dergi tersine çevirmiş oldu. Çünkü kültür-sanat dergileri daha çok İstanbul ve Ankara’da çıkıyordu. İzmir bile değildi. İkindi Yazıları ile birlikte edebiyat-sanat dergiciliğinin merkezlerinden biri de artık Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesi olmuştu. Burada hiç kuşkusuz Kahramanmaraş’ta öteden beri gelen bir edebiyat geleneğinin etkili olduğunu söylememiz mümkün. Kahramanmaraş Necip Fazıl’dan, Nuri Pakdil’den ve

Yedi Güzel Adam’dan beslenen bir kültür şehrine dönüşmüştü. İkindi Yazıları şehirde olan kültürel birikimin katkısıyla Andırın’da basılıp büyükşehirlere hatta yurtdışında da kimi merkezlere ulaşmaya başladı.

O zamanki veya şimdiki dergilerde olmayan en güzel özelliği ücretsiz olmasıydı. İkindi Yazıları’nın neden ücretsiz dağıtıldığı bir söyleşide Nedim Ali’ye sorulmuştu. Nedim Ali bu soruyu şöyle cevaplamıştı: “Dergimizi parayla satmıyoruz. Çünkü, bu dergiye biz o kadar çok emek veriyoruz ki bu emeği asla parayla satın alamazsınız. Bunu satın alabilecek bir fiyat yok” İkindi Yazıları bu sözlerin içeriğini dolduran emeği gerçekten sarfediyordu. Bizzat ben de görmüş oldum. Sadece İkindi Yazıları’nın katlanarak şeffaf poşetlere koyulması ve postalama işlemleri vs. birkaç kişinin en az yarım gününü alıyordu.

Dolayısıyla imkansızlıklar içinde çıkan ve hayatını sürdüren bir dergiydi. Türkiye’nin içinde bulunduğu politik atmosfer dışında kültür-sanat dergisi olarak yayın hayatına başlayan İkindi Yazıları bir anda arkasındaki özenli çabayla beraber yükseldi. İkindi Yazıları 1984 ve 1994 yılları arasında kültür-sanat alanında ulusal çapta kendinden sıkça söz ettiren bir dergi oldu. Edebiyat dergisinin titizliğinin büyük bir kısmı İkindi Yazıları’nda da gözleniyordu. Dergide zamanla kültür sanat dünyamızın bilinen isimleri de yazmaya ve söyleşi vermeye başladı. İstanbul gazetelerinin kültür-sanat sayfalarında İkindi Yazıları’ndan sıklıkla bahsedilir olmaya başlandı. Bir çok sayısı yankı buldu, hatta bir çok gazetede tanıtımlar yapıldı.

Bu gelişmeler üzerine derginin yazı kadrosu zamanla çoğalmaya başladı. Bugünün yazın dünyasında ilk akla gelebilecek isimlerin çoğunun yolu İkindi Yazıları’ndan geçti. İkindi Yazıları birçok ismin yetişmesinde ve serpilmesinde önemli bir işlevi yerine getirdi. Bugün sağlam kaleme sahip olan arkadaşların çoğu ilk yazılarını “İkindi Yazıları”nda yazmaya başladı. Dergide imzası olanlar içerisinde bugün baktığımızda değerli isimlerden Kemal Sayar, İbrahim Kiras, Hakan Albayrak, Gökhan Özcan, Şaban Abak, Nurullah Genç, Hüseyin Akın, Hüsrev Hatemi, Hüseyin Hatemi, Ahmet Uluçay, Arif Ay, Fikri Özçelikçi ve burada şu an ismini zikretmediğim en az 40-50 imzanın yolu bir şekilde İkindi Yazıları ile kesişti. Bu tabii ki harika bir şey.

Bu arada İkindi Yazıları’nın gönderildiği sayıyla birlikte Andırın Postası da gönderilmeye başlandı. Bunun içinde de bugünkü sosyal medya işlevini gören köşeler, mizah köşeleri, duyuru köşeleri, genç yazarların bir tür kahvedeki ilan panosu, şu kitabı arıyorum, şöyle bir öykü yazdım vb. içerikler de yayınlanmaya başlamıştı. Andırın Postası ayda bir de olsa öyle bir içeriğe sahip oldu. İkindi Yazıları’nda ise daha çok şiir, deneme, kitap tanıtımı, eleştiri, röportaj vb. aklınıza ne tür yazı geliyorsa hepsi yayınlanıyordu. Bu yaklaşık 10 yıl devam etti. Derginin dağıtım adedi zamanla 2.000 hatta 3.000’e kadar ulaştı. Ancak, 10 yıl sonra matbaanın geliri derginin pul giderlerini bile karşılayamaz hâle geldi. Bu durum karşısında “Okur Dayanışması” adı altında bir kampanya başladı. Bu kampanyada maddi destek kabul edilmiyordu. Tamamıyla isteğe bağlı olarak, isteyen okurlar posta pulu göndererek destek oluyordu. En azından kendisine derginin gönderilmesi için. Dergiye çokça posta pulu gönderen okurlar oldu. Böylece okurlar derginin yükünü biraz olsun hafifletmişlerdi. Ve dergi dayanabildiği yere kadar yayın hayatını sürdürdü.

İkindi Yazıları Belirgin Bir İsmin Otoritesi Olmayan Sivil Bir Dergiydi

Dergiler kültür dünyamızda daha çok kişilerle anılmaktadır. Genel olarak dergicilik üstâd konumunda olan bir yazar veya şair etrafında toplanan kültür-sanat adamlarınca gerçekleştirilen bir uğraş olmuştur. Özellikle Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Dergâh, Mavare gibi Dergilere baktığımızda böyle bir edebiyat geleneğinin olduğu görülecektir. Üstâd etrafında toplanan dergiye, üstâd bizzat rengini ve sesini katardı. Ve bu dergilerde bir yazının yayımlanmış olması, sizin şair olarak anılmanıza yeterdi. Mesela geçmişte Ömer Seyfettin’in yönettiği hikaye dergilerinde bir hikayenin yayınlanması sizi hikayeci yapmaya yeterdi. Büyükdoğu kezâ. İkindi Yazıları belirgin bir ismin otoritesi olmayan sivil bir dergiydi. Arkasında Nedim Ali ve Kamil Aydoğan vardı ama, bu dışa açık bir yapıydı. Herkes müridimiz olsun, bizim tarzımızda yazılar kaleme alsın vs. asla böyle bir şey olmadı. Tam tersine ne kadar çeşitlilik varsa belirli bir düzeyde onları içine alan bir dergi oldu.

100 Türk Büyüğü Anılar Galerisindeki Yerini Aldı

İkindi Yazıları’nın imkansızlıkların dergisi olduğunu söylemiştik. Aynı zamanda tamamen sivil bir dergi olduğunu da söyleyebiliriz. Dergi “100 Türk Büyüğü” adıyla da bir seri başlattı. Bu seri ilgiyle takip edildi. Orada, genç arkadaşlar, yazarlar, birbirleri hakkında ansiklopedi maddesi gibi tanıtıcı yazılar kaleme alıyordu. Burada epey bir isim yazıldı. 100 Türk Büyüğü resmi söyleme neşeli bir gönderme olarak genç ve yaşayan 100 Türk Büyüğü olarak anılar galerisindeki yerini aldı. Şimdiki iletişim imkanları, dergi basma kolaylığı vs. bir yana, böyle bir atmosferi doğurabilen dergilere hakikaten az rastlanılmaktadır. İkindi Yazıları coşkulu, samimi ve belirli düzeyler içinde kalan bir dergiydi Gerçekten en büyük özelliği içtenliğiydi. Çok amatör bir yanı vardı. Ama bu amatörlüğü bayağılaştırmadı. Tersine diri tuttu, yükseltti. Heyecanını ve içtenliğini ömür boyu sürdüren bir dergi oldu. İkindi Yazıları o dönemin suskunluğu içinde düşünüp yazan insanlar için Gökhan Özcan’ın deyimiyle bir saçak oldu. Herkes sarı sayfalarda kendine yer bulabilirdi.

Her Sayıyı Bir Şair veya Yazar Yönetiyordu

İkindi Yazıları’nda şöyle bir uygulama da başlatılmıştı. Her sayıyı bir şair veya yazar yönetiyordu. Kendisine 1 ay önce haber verilen şair veya yazar kendi üslubunca dergiyi yönetiyordu. Her sayıyı başka bir şehirden yöneten bir yazar veya şair dergiye hareket kazandırıyordu. Bir süre böyle devam etti. Son dönemde birkaç sayıyı şair ve ressam Ömer Aksay yönetti. Ömer Aksay da Edebiyat dergisi yazarlarından birisiydi. İstanbul’u ve işini bırakıp öğretmen olarak Andırın’a gelmiş ve derginin olduğu Yokuş Sokak’ta bir ev tutmuştu. Matbaanın hemen karşısında yer alan bir evdi bu. Dergiye sık sık gelip gidiyordu. Boş zamanlarını orada geçiriyordu. O da İkindi Yazıları’nı çok titiz bir şekilde yönetti. Çok değerli eleştiriler kaleme aldı. Bu arada önceden Nedim Ali ile yolları kesişen Kamil Aydoğan Milli Eğitime geçerek Andırın’dan ayrılmıştı. Sonrasında İzmir ve Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Derginin kapanış süreci de bu şekilde hızlanmış oldu.

Sonunda bütün dergilerin kaderi kapanmaktır. 1994 yılının Ekim ayında yayınlanan 131 inci sayısıyla “İkindi Yazıları” kapanışını ilan etti. İkindi Yazıları 10 yıl yayın hayatını sürdürdü. Türkiye’deki bir dergi için bu uzun bir süre sayılabilir. Abim Nedim Ali’de 1998’de kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Bugün İkindi Yazıları da Nedim Ali de tarih oldu. Kuşkusuz İkindi Yazıları dönemi ele alındığında çok büyük bir değere sahip olmuştur. Şimdi her şey çok değişti. Her şeyin ritmi değişti dolayısıyla İkindi Yazıları bugün çıksa belki farklı bir anlamı olurdu. Tekrar belirtecek olursak, bugüne bakarak İkindi Yazıları’nı değerli kılan en önemli unsur karşılıksız olarak yaşadığı ve yaşattığı içtenlikti.

Netice itibariyle kültür-sanat dergiciliğinde İkindi Yazıları hoş bir anı olarak kaldı ve edebiyat dünyamıza bir çok isim kazandırdı. Bugün hemen hemen her yerde İkindi Yazıları’nın okurlarıyla/yazarlarıyla karşılaşıyorum ve karşılaşmaya devam ediyorum. Hepsi özlemle, saygıyla yad ediyor. Demek ki İkindi Yazıları kendi üzerine düşeni fazlasıyla yaparak bir döneme damgasını vurmuş; kültür, sanat ve edebiyat sevenlerin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.

 

Yoruma Kapalıdır..


Yukarı Geri Ana Sayfa